Prof. Dr. Andaç ARGON

Akciğer Kanserinde Kemoterapi

AKCİĞER KANSERLERİNİN TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Kemoterapi ilaçlarının seçimi nasıl yapılmaktadır?

Kanser tedavisi tıbbın en emek-yoğun ve ciddi alanıdır. Bu alanda keyfiliğe yer yoktur. Uyguladığımız tüm tedavi yöntemleri tamamen bilimsel metotların kullanıldığı ortalama 10 yıl süren çok yorucu ve uzun süreçlerin sonrasında yetkili uluslararası kurum ve kuruluşların ortak mutabakatıyla(konsensus) saptanmış olan yöntemlerdir. Biz bu tedavi yöntemlerini “standart tedaviler” olarak isimlendiririz. Toplumda çok ender rastlanan bazı kanser türlerinde standart tedavi kabul edilebilecek tedavi yöntemlerinin henüz oluşmadığı istisnai durumlarda medikal onkologlar kişisel deneyimlerinden yararlanarak çeşitli tedaviler uygulayabilirler ki bunlara da “ opsiyonel tedaviler” denilir, ancak kanserlerin büyük bir kısmında uygulanan tedaviler standart tedavilerdir, hekimin kendi başına karar vermesi söz konusu değildir. Tıbbi etik ve kanunlar da buna engeldir.

Kemoterapi nerede, nasıl, hangi sıklıkla ve ne kadar süreyle uygulanmaktadır?

Kemoterapi ilaçları ağızdan, kalçadan, damar içine verilmek suretiyle, cildin üzerine veya altına veya doğrudan bazı organ ve dokulara zerk edilerek olmak üzere çeşitli yöntemlerle verilebilmektedir. Bazen hastanın ve uygulanacak ilaçların özelliğine göre evvelce takılmış kataterlerden de kemoterapi uygulamaları yapılabilir. Bu kataterlerin bir kısmı tamamen cilt altına yerleştirilmiş olabilir.

İlaç uygulama sıklığı ve toplam ilaç uygulama süresi hastalığın ve uygulanan ilaçların özelliğine, tedavinin amacına ve tedaviye verilen yanıta bağlı olmak üzere medikal onkoloğun vereceği karar doğrultusunda belirlenir. Her gün ilaç uygulanabileceği gibi, birkaç gün üst üste, haftada bir, onbeş günde bir, 21 veya 28 günde bir şeklinde değişik uygulamalar yapılabilir.

İlaçların uygulanması ve uygulamayı takip eden istirahat süresinden oluşan birim zamana “1 kür” denilmektedir. Bazı kanser tiplerinde toplam kür sayısı baştan belli iken bazı durumlarda hastanın ve hastalığın seyrine göre zaman içinde medikal onkolog tarafından karar verilmektedir.
Kemoterapi uygulamaları tüm dünyada büyük çoğunlukla ayaktan şartlarda (outpatient) yapılır. Nadiren hastanın hastaneye yatmasını gerektirir.
 
Akciğer kanserlerinin tedavisinde hastalığın evresine,tümörün tipine ve hastanın genel tıbbi durumuna göre yapılacak bir değerlendirme sonrası aşağıdaki 4 yöntemden biri veya bir kaçı birlikte uygulanabilir:

  1. Cerrahi müdahale
  2. Kemoterapi
  3. Radyoterapi
  4. Bronş içi tedavi yöntemleri

Görüldüğü üzere bir akciğer kanseri tedavi planlaması yapılırken bir çok bilim dalının ortaklaşa vereceği karar çok önemlidir. En yüksek başarı ancak bu şekilde sağlanabilir. Bu tarz bir ortak çalışmaya "multidisipliner çalışma" adı verilir. Göztepe Medical Park Hastanesi Akciğer Kanserleri Merkezi işte bu amaçla kurulmuş bir tanı ve tedavi merkezidir.

Biz akciğer kanserlerini başlıca 2 ana gruba ayırırız.En sık görülen gruba "küçük hücreli dışı akciğer kanseleri(KHDAK)";daha az görülen tipe is "küçük hücreli akciğer kanserleri(KHAK)" adını veririz.Ayrıca KHDAK'lerinin de alt grupları vardır.Yani akciğer kanserleri  tek bir  hastalık değildir;tedavi yaklaşımları ciddi farklılıklar arz eden bir grup hastalıktan oluşmuştur.

Yaklaşık hastaların % 85'ini teşkil eden KHDAK'lerinde hastalığı 4 evreye ayırarak tedavi planlaması yapmaktayız.1. ve 2. evre hastalığın erken evreleridir ve bu evrelerde eğer hastanın genel tıbbi durumu ve akciğerlerinin kapasitesi yeterli ise hastanın öncelikle tümörünün ameliyatla çıkarılması seçilecek tedavi olmalıdır.Ameliyat sonrası patoloji raporunun yönlendirmesi ile bazı  hastalara ilaveten kemoterapi,radyoterapi veya her iki yöntem ile tedavi önerebiliyorken;bazı hastalara yalnızca cerrahi müdahaleyle yetinebiliyoruz.Ameliyat sonrası uygulanan kemoterapiye 'adjuvan kemoterapi' adı verilir.Bu amaçla 21 günde bir uygulayacağımız 4 kür kemoterapi yeterlidir.

Hastalığın 4. evresi metastaz evresidir;yani hastalık artık ya akciğeri veya kalbi saran  zarlara  ya da daha uzak organ ve dokulara yayılmıştır.Bu evrede başlıca tedavi yöntemi kemoterapidir.Diğer yöntemler zorunlu hallerde yarımcı olarak uygulanabilirler;ancak sağ kalım üzerinde önemli etkisi olan tek yöntem kemoterapidir.Bu amaçla platin içeren ikili kemoterapi tedavisi uygulanır.Son yıllarda yassi epitel hücre tipi dışı; örneğin adeno kanser alt tiplerinde tedaviye tümörlerin kan damarı oluşturmasını engelleyen ilaçlar da eklemeye başladık.Bu şekilde başladığımız 1.basamak tedaviyi bir süre uyguladıktan sonra hastalarımıza yanıt değerlendirmesi yapar ve eğer tatminkar yanıt almışsak tedavimizi 4 ila 6 küre tamamlarız; aksi halde 2.basamak dediğimiz yeni bir kemoterapi ilacına geçeriz; ta ki istediğimiz yanıtı elde edene dek.Hastalığı kontrol altına aldıktan sonra hastalarımızı izlem programına alır ve belli sürelerle muayeneye çağırırız. Bu evrede son zamanlarda  teknolojik ilerlemelere bağlı olarak devrimsel nitelikte gelişmeler  görülmektedir. Örneğin moleküler biyoloji ve genetik alanındaki olağanüstü gelişmeler yukarıda bahsedilen  alt gruplara özel tedavi yöntemlerinin geliştirilip uygulanmasına imkân vermektedir.Kişinin genetik özellikleri tespit edilebilmekte ve bu sayede kişiye özel tedavi seçenekleri oluşturulabilmektedir.Bu test sonuçlarının ışığında Türkiye'de ilk kez bir hastane bünyesinde kurulan Akciğer Kanseri Merkezi'miz tarafından kişinin ve hastalığının kendine özgü özelliklerine göre özel bir tedavi programı geliştirilebilmektedir.Örneğin tümör hücrelerinde bazı moleküllerin tesbiti yapılabilmekte ve bu hedef moleküllere karşı geliştirimiş "hedefe yönelik" ilaçlarla nokta atışı yapabilmekteyiz.Örneğin tümör hücrelerinde EGFR veya EML4/ALK denilen bazı hedefleri genetik laboratuvarımızda saptayarak bunlara karşı geliştirilmiş ilaçlarla sağlam dokulara zarar vermeden ya da en az zararı vererek etkili bir tedavi yapabilmekteyiz. Bundan on beş yıl öncesinde kullanılan ve kör atış yapan toplar gibi nitelendirebileceğimiz eski moda ilaçlar, yerini ‘hedefe yönelik’ ilaçlara bıraktı. Eski ilaçlar, kör atış yaptıkları için hem tümörün yok edilmesine yeterince hizmet etmiyorlardı hem de diğer organlara bölgesel hasarlar veriyorlardı. Oysa yeni ilaçlar, adeta güdümlü mermiler gibi direkt tümörün üzerine gidiyorlar, urun içinde kansere neden olan mekanizmaları buluyorlar ve düzeltiyorlar. Bu tür ilaçların kullanımı Türkiye’de de giderek yaygınlaşıyor.Onkolojide bu tür hedefe yönelik tedaviler çağı artık açılmıştır ve geleceğin tedavileri artık bu tür yalnızca tümöre etki eden ancak normal hücrelere zara vermeyen gelişmiş ilaçlardan oluşmaya başlamıştır.Bizim kanaatimize göre en geç 10 yıl içinde kanser tedavisi tamamen akıllı ilaçlar dediğimiz bu tür ilaçlarla yapılabilecektir.

Hastalığın 3.evresi ise en karmaşık evredir.Hastaların bir kısmı 4.evre gibi kabul edilip yalnızca kemoterapiyle yetinilirken bir kısmına önden yapılacak olan kemoterapi ve/veya radyoterapi sonrasında yeterli yanıtı olan hastalar ameliyata gönderilmektedir.Bu şekilde önden yapılan kemoterapi uygulamalarına 'neoadjuvan kemoterapi' adı verilmektedir.Neoadjuvan kemoterapi sonrası ameliyat kararı verdiğimiz hastalarımızın bir kısmına ameliyat sonrası ilave kemoterapi de uygulayabilmekteyiz.Ameliyata uygun bulmadığımız hastalarımızı ise kemoterapi ve radyoterapisi tamamlandıktan sonra izleme almaktayız.
Ayrıca yenilikçi tedavilere örnek oluşturabilcek diğer bir yöntem de hastanın kendi bağışıklık sistemini tümöre karşı kullanan dendritik hücre aşıları başta olmak üzere aşı tedavileridir.Halihazırda deneysel tedaviler arasında yer alan aşı tedavileri yakın gelecekte akciğer kanseri mücadelesinde en önemli silahlardan biri haline gelecektir.

Genetik biliminde sağlanan ilerlemeler bize 10 yıl önce hayal dahi edemeyeceğimiz bir yaklaşımın da kapısını açmıştır.Şöyle ki artık tümör hücrelerinin genetik haritalarını çıkarıyor ve hangi  hastanın tümörünün agresif olduğu, kemoterapi ve radyoterapi gerektirdiğini çok daha kesin söyleyebiliyoruz.Hatta hangi ilaçların işe yarayıp hangilerinin fayda sağlamayacağını dahi söyler hale gelmeye başladık.

Küçük hücreli akciğer kanserlerinin tedavisinde ise başlıca kemoterapi ve radyoterapi uygulanır. Ameliyatın KHDAK'deki gibi yararının olmadığı kabul edilir.

Görüldüğü gibi tedavi bir çok faktöre bağımlı ve kişisel bazda değerlendirilecek karmaşık bir konudur.Ancak iyi organize olmuş,konusunda uzman hekimlerden oluşan bir ekibin ortaklaşa çalışması ile başarının yakalanabileceği bir hastalıkla karşı karşıyayız.Ancak akciğer kanseri tedavisi başarı oranı, günümüzde halen düşüktür. Bunun en büyük nedeni, bireylerin hastalığın geç evrelerinde hekime başvuruyor olmasıdır. Tamamen iyileştirilebilecek aşamadayken ilgili sağlık kuruluşlarına başvuran hasta sayısı % 10-15’i geçmemektedir. Bu gecikme, akciğerin geniş rezervli bir organ olması ve hastaların büyük çoğunluğunun siagara içicisi olmaları nedeniyle belirtilerin sigaraya atf edilmesinden dolayı olmaktadır. Bu nedenle akciğer kanseri belirtilerinin başladığı ve belirgin olduğu dönem  çoğunlukla tedavi açısından geç bir aşama olmaktadır. Erken evrede yakalanan hastaların çoğu da, ya tesadüfen başka bir şikâyetle hastaneye başvurduklarında yapılan kontroller sırasında yakalanan vakalardan ya da bronş içerisinde yeni başlamış bir tümörün tesadüfen yakalandığı vakalardan ibarettir. Sayılan bütün bu gerekçelerden ötürü çok geç evrede hastaneye başvuran hastaların tedavisinde zorunlu olarak palyatif bir yol izlenmekte; hastaların ömrünün uzatılması ve sıkıntılarının giderilmesi hedeflenmektedir.

Hastalarımıza en önemli tavsiyemiz tabii ki öncelikle akciğer kanserine yakalanmamaya çalışmalarıdır, yani başta en büyük neden olan sigarayı bırakmalarıdır.Ancak düzenli check-up yaptırmalarını da yine yeni bilimsel çalışmaların ışığında önermekteyiz.Örneğin sigara içmeye devam eden 55 yaş ve üzeri  yurttaşlarımıza yılda bir kez düşük doz akciğer tomografisi çektirmelerini tavsiye ediyoruz.Bu şekilde erken evrede yakalanan hastalarımıza yeni bir yaşam umudu sağlayabiliriz.

Palyatif Tedavi: Diğer bir çok kanser türünde olduğu gibi akciğer kanserinde de onkolojik tedavilerin yetersiz kalması durumunda veya onkolojik tedavilere yardımcı olması amacıyla yapılan detek tedavilerine palyatif tedaviler adını veririz.Bu amaçla: 

  1. Ağrı tedavileri
  2. Kan tablosunda oluşan dengesiziliklerin düzeltilmesi
  3. Kemik tutulumlarına yönelik çeşitli tedaviler
  4. İnfeksiyon tedavileri
  5. Beslenme sorunlarıyla mücadel
  6. Psikolojik destek bakımları sayılabilir. Tüm bu palyatif bakım yöntemleri hekim kontrolünde planlanacaktır.



Soru-Cevap

Ad Soyad : Sorunuz
Tel :
E-Mail :
Güvenlik Kodu :

Sorularınız

AKCİĞER KANSERİ MERKEZİ
Medical Park Göztepe
E5 Üzeri 23 Nisan Sok. No: 17 Merdivenköy Kadıköy / İstanbul Tel : 0216 468 44 44
E-mail : info@akcigerkanserimerkezi.com
Akciğer Kanseri Akciğer Kanseri Tedavisi Bronkoskopi Şarkı Sözleri Yeni Vidyo Güncel Projeler